Hükümetin GDO'lu ürünlerin ithalatına izin vereceği yönetmelik, tarım ve gıdadaki emtia ürünlerinin fiyatlarına ciddi darbe vuracak. Fiyatı daha ucuz olan GDO'lu ürünlerle yerli üretici rekabet edemeyebilir.
Geni Değiştirilmiş Organizmalar'ın (GDO) ithalatına hükümetin kapıyı aralaması, yerli üreticiyi de tehdit ediyor. Uzmanlar, GDO ithalatının piyasalardaki fiyat dengelerini de bozacağına dikkat çekiyorlar. Özellikle mısır, soya, pamuk yağı gibi emtiaları ve bunlarla üretilen gıda maddelerini etkileyecek olan düzenleme, sıkıntılarla uğraşan yerli üreticiyi işinden edebilir.
Akademisyenlere göre skandal
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayfun Özkaya, GDO'ların ticaretinin bir yönetmelikle düzenlenmesinin hukuk, egemenlik ve halk sağlığı açısından skandal olduğunu ifade etti. Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi'nde, "GDO'ya Hayır Platformu Bileşenleri" tarafından basın toplantısı da düzenlendi. Platform Bileşenleri adına basın açıklaması yapan Özkaya, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın yeni yönetmeliğiyle GDO'ların Türkiye'ye girişine meşruluk kazandırıldığı vurgulandı. Türkiye'nin yıllardır bir ulusal biyogüvenlik yasası olmadan, GDO'ların ticaretinin bir yönetmelikle düzenlenmesini, hukuk, egemenlik ve halk sağlığı açısından bir skandal olarak değerlendiren Özkaya, yönetmeliklerin yasa ve tüzüklerin uygulanmasını göstermek üzere çıkarıldığını belirtti.
"Ortada bir biyogüvenlik yasası yokken sözü edilen yönetmeliğin GDO'larla ilgili hiçbir düzenleme içermeyen tarım, gıda ve yem yasaları, 4703 sayılı yasa, 441 sayılı karar hükmündeki kararnameye dayandırılmaya çalışılması, sürecin hukuksuzluğunu olanca açıklığıyla ortaya koymaktadır" diyen Özkaya, şöyle devam etti: "Türkiye'de yaşayan tüm yurttaşların sağlığını ve haklarını ilgilendiren bir konunun, TBMM'de, milletin vekilleri tarafından görüşülmesi ve bir yasa niteliğinde düzenlemeye konu edilmesi gerekirken, bakanlar kurulunda imzaya açılan tasarının TBMM'ye indirilmeyerek konunun yönetmelikle düzenlenmesi, millet iradesi ve egemenliğinin ihlalidir. Bebekler için risk sayılan gıdaların yetişkinler için serbest tüketime konu edilmesi, GDO'suz gıda maddesi üreten işletmelerin bu yönde etiket kullanmalarının yasaklanması gibi hükümler ve asıl olarak GDO'lu ürünlerin her türlü ticaretinin meşru zemine çekilmesi, yönetmeliği kabul edilemez konuma taşımaktadır."
Gen bankası niteliğindeki Türkiye'nin biyolojik çeşitliliği, tarım potansiyeli ve halkın satın alma gücü ve tüketim alışkanlıkları değerlendirildiğinde, GDO'lu ürünlere Türkiye'nin ihtiyacının olmadığını savunan Özkaya, "Üstelik bu ürünlerin kullanımının halk sağlığı yanında halkımızın dinsel, kültürel, inanç ve alışkanlıklarına da aykırı olduğu ortadadır. Ülkemiz yurttaşlarının büyük çoğunluğunun istemediği genetiği değiştirilmiş ürünlerin, ülkemizi bir genetik yıkıma sürüklememesi için, her türlü meşru mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi.
Platform Bileşenleri Sözcüsü Vezan Karabulut ise GDO'ların coğrafyaların ve insanların ekolojik dengesini bozduğuna işaret etti.
Üretici ucuza satmaya zorlanacak
Doğal dengenin bozulması emtia ürünlerinin fiyatlarını da etkiliyor. Özellikle tarım ve gıda ürünlerinin fiyatlarını direkt olarak etkileyen GDO'lu ürün ithalatı, en çok da yerli üreticiye zarar verecek. Sanayinin daha ucuz olan GDO'lu ürünlere yönelebileceğini belirten uzmanlar, üreticilerin elindeki malı çok daha ucuza satacağını bu nedenle üretimden vazgeçebileceği uyarısında bulunuyorlar.
YÖNETMELİK GDO SATICISINI DESTEKLİYOR
Konuyu dün Milliyet gazetesindeki köşesinde işleyen Güngör Uras, hükümetin çıkarmak istediği yönetmeliği eleştirdi. "Yayımlanan yönetmeliğe göre, GDO'lu ürünler (örneğin GDO'lu mısır, soya, pamuk yağı ve bunlar ile üretilen gıda maddeleri) bundan böyle ülkeye girebilecek. Satılabilecek. Şimdilik GDO'lu tohum ithalatı ve GDO'lu tohumdan üretim yok ama... İleride ‘Dışarıdan alıyoruz, neden biz üretmeyelim' diyerek o da başlayacak" diyen Uras, yönetmeliğin iki temel sıkıntısını şu şekilde ifade etti: "Yayımlanan yönetmeliğe göre, (1) Bir ürünün içinde binde 9'a kadar GDO'lu madde varsa, bunun etikete yazılmasına gerek yok. Halkımız bilmeden GDO'lu ürürünü afiyetle yiyebilir. (2) GDO'lu ürüne karşı olan bir üretici halk sağlığına önem verir ve de ürününün üzerine GDO'suz üründür diye yazmak isterse yazamaz. Çünkü bunu yazarsa halk hangi ürün GDO'lu hangisi değil diyerek sağlığına dikkat eder. GDO'lu ürünler satılamaz. Açık anlatımıyla yönetmelik halk sağlığını korumayı değil, yabancı GDO'lu ürün satıcılarını desteklemeyi hedef alıyor."
Referans Gazetesi


