"Nişasta bazlı şekerde %25 kota artırımı, Sanayicimizde büyük hayal kırıklığı yarattı!"
Krizlerin konuşulduğu ve birçok ekonomik önlem paketinin açıklandığı günümüz Türkiyesinde, nişasta bazlı şeker kotasına (NBŞ) getirilen %25 artış, gıda sanayine büyük darbe vurdu. Geçen yılın ortalarından beri krizden çıkış yolu arayan sektör için bu karar ciddi sıkıntıların doğmasına neden olacak.
Bakanlar Kurulunun 2008/2009 pazarlama yılı nişasta bazlı şeker kotasını %25 arttırması üzerine TGDF üyesi dernek başkanlarından ortak açıklama geldi: Bu karar Türk gıda ve içecek sektörü için krizin miladıdır.
Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) Başkanı Şemsi Kopuz ve üye dört gıda derneğinin başkanı bugün ortak bir basın açıklaması yaparak; Bakanlar Kurulunun NBŞ kotasını %25 artıran kararına sert tepki gösterdi. Ortak açıklamada; krizlerin konuşulduğu bugünlerde NBŞ ve NBŞ kullanan sektörlerin korunması ve kota uygulamaları ile ilgili politikaların yeniden ele alınması gerekirken, alınan kararla sektörün darboğaza sürüklendiği ifade edildi. Bu karar, krizden çıkmaya gayret eden gıda ve içecek sektörü için krizin miladı olmuştur denildi.
Gıda sanayinin her yıl yaklaşık %10un üzerinde bir büyüme gösterdiği belirtilen açıklamada, 20052006 pazarlama yılında NBŞ talebini 531.000 ton olarak ortaya koyan Şeker Kurumu verilerinden hareketle bugün başta meşrubat sanayi ve şekerli gıdalarda kullanılan NBŞ`nin yurt içi kullanım miktarının yıllık 700 bin tona yaklaştığı vurgulandı. Pahalı pancar şekeri maliyetleri yüzünden Türk halkının dünyanın en pahalı şekerini yediği, şeker konusundaki yanlış politikaların tüm bedelinin tüketiciye yani halkımıza ödetildiğinin altı çizildi. Üstelik anlaşılmaz bir biçimde (!) birçok konuda hedef tahtasına NBŞ üreticileri konuyor denilen ortak açıklamada; NBŞ üretimine getirilen kotalar nedeniyle ise gıda sanayinin kaliteli, uygun fiyatlı ve güvenli gıda üretimine darbe vurulduğu, aynı zamanda dünya pazarlarındaki rekabet gücünün de azalacağı kaydedildi.
Basın açıklamasında, Bakanlar Kurulu kararı sonrasında gelinen nokta hakkında şu bilgilere yer verildi:
Halen uygulamadaki 4634 Sayılı Şeker Kanunu'na göre Bakanlar Kurulu, Türkiyenin toplam şeker üretimi içindeki payı %10 olan Nişasta Bazlı Şeker kotasını, her yıl %50 oranında artırma veya eksiltme yetkisine sahip. Şeker Kurulu, 1 Eylül-31 Ağustos tarihlerini kapsayan 2008/2009 pazarlama yılı için ülke toplam A şekeri kotasını 2 milyon 667 bin ton olarak belirledi. Bu miktarın yüzde 90ını pancar şekeri üreticilerine, yüzde 10unu da NBŞ şirketlerine tahsis etti. Bakanlar Kurulu, NBŞ kotasını %25 oranında artırdı. Böylece 2008-2009 pazarlama yılı NBŞ üretim miktarı 333.375 ton oldu. Geçtiğimiz yıl NBŞ kotası % 35 olarak açıklanmış, bu kararla NBŞ üreticisi fabrikalar kapanmanın eşiğinden dönmüştü. Aynı zamanda bu kota artırımı, gıda ve içecek sektörünün ihtiyacını karşılamaktan uzak kalmıştı.
Sektörün ihtiyacı 700 bin tona ulaştı
Şeker Kurulunun verilerine göre 3 yıl önce, yani 20052006 pazarlama yılında NBŞ talebi 531.000 ton olarak ortaya kondu. O günden bugüne gıda ve içecek sanayinin ortalama her yıl %10 büyüdüğü göz önüne alındığında, bugün toplam NBŞ ihtiyacının 650-700 bin ton arasında olduğu hesaplanıyor.
Bugün 700.000 tona yaklaşan talep ile kota artışıyla ancak 333.375 tona yükselen üretim arasındaki fark ise kaçak yollardan karşılanıyor. Pancar şekerinde ise son tahminlere göre, kaçak yollardan ülkemize giren şeker miktarı, bazı verilere göre 500 bin ton seviyelerine ulaştı. Bu; hem pancar şekeri, hem de NBŞ üreticileri için haksız rekabete yol açtığı gibi, devletin vergi kaybına da neden oluyor.
Üretim miktarının sınırlı olması, sektörün kapasite kullanım oranını da yüzde 35e kadar düşürüyor. Nişasta bazlı şeker üreten NÜD üyesi Amylum, Cargill, Pendik Nişasta, Sunar ve Tat Nişasta firmaları; 934 bin ton kurulu kapasitelerine rağmen, bu kararla ancak 333.375 ton ürün satabilecekler. Oysa ihracatı 6,5 milyar doları aşan gıda ve içecek sektöründe sıkıntı o kadar büyüdü ki 3 yıl önce hükümet glikozda tarife kontenjanı açtı ve kendi sanayine üretim yaptırmazken mecburen glikoz ithalatına izin verdi. Türkiye kendi mısırı ve fabrikası dururken gıda sanayinin ihtiyacını karşılayabilmek için ithalat yoluna gitti. Bu uygulama halen sürdürülüyor ve bu kararla sıkıntıların daha da büyüyeceğine, kaçak ithalatın artacağına, yasal yollardan yapılacak ithalatta da yüksek maliyet olacağı için NBŞ kullanan birçok gıda ve içecek firmasının kapanmayla karşı karşıya geleceğine kesin gözüyle bakılıyor.
Ortak basın açıklamasında TGDF üyesi başkanların görüşlerine de yer verildi:
İşte ŞEMAD Başkanı Şemsi Kopuz, NÜD Başkanı Rint Akyüz, MEDER Başkanı Haldun Erkli ve SUTHER Başkanı Necati Göksunun açıklamaları:
TGDF ve ŞEMAD (Şekerli Mamul Sanayicileri Derneği) Başkanı Şemsi Kopuz:
Kota miktarı, ihtiyacı karşılamaktan uzak
Pancar şeker sanayi 20082009 yılına güvenlik stoklarını da tüketerek girmiştir. Bu nedenle şeker açığının karşılanması için NBŞlerin Gümrük Vergileri 25.04.2008 tarih ve 26848 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2008/13471 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile sanayiciler için %135ten %20ye düşürülmüştür. Nişasta bazlı şeker üretiminde kapasite kullanımı %50lerin altındayken NBŞlere ithalat yolunun açılması ülke çıkarlarıyla hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır.
Ekonomik göstergelerin durgunluğa işaret ettiği bugünlerde, hemen her sektörde olduğu gibi gıda ve içecek sektörü de krizi en hafif hasarla atlatmaya çalışıyor. Sektörün krizden çıkışının önünde duran en önemli fırsat ise ihracat! Bunun en iyi göstergesi, 2002 yılında 178 milyon dolar olan şekerleme ve çikolatalı ürün ihracının, sonraki yıllarda artması ve 2008 yılında 665 milyon dolara ulaşması olmuştur. İhracat artışı 6 yılda 3 mislinden fazla gerçekleşti. Türk gıda sektörünün bu ihraç gücüne gelmesinden en önemli nedenlerden biri de ürünlere maliyet avantajı ve kalite üstünlüğü sağlayan NBŞlerdir. Bugün glikoz sayesinde geleneksel Türk tatlıları rekabet avantajına kavuşmuş ve dünyanın dört bir yanına ihraç edilebilir hale gelmiştir.
Halihazırda şekerleme ve çikolata sanayi olarak bilhassa üretim ve ihracat planlarımızda bizim için en temel unsur olan maliyet ayarlaması; nişasta bazlı şeker üretim miktarıdır. Hal böyle iken ve küresel krizin etkileri ancak daha fazla üretim ve ihracatla aşabilecekken sanayicimizin en temel hammaddelerinden biri olan NBŞlere ilişkin kota artışındaki yetersizlik, ihtiyacımızın karşılanmasından uzaktır.
NÜD (Nişasta ve Glikoz Üreticileri Derneği) Başkanı Rint Akyüz:
Şeker kaçaktı, artık glikoz da kaçak
Ülkeye 500 bin tona yakın kaçak şeker girişinin yanı sıra, glikoza uygulanan kota nedeniyle ihtiyacın yurtiçinden temin edilememesi, yüksek fiyatlarla ithalatın kapısını açıyor. Yani dövizimiz yurt dışına çıkıyor. Daha da kötüsü, glikoz da ülkeye kaçak yollarla girmeye başladı. Bu rakamın 100.000 ton civarında olduğu belirtiliyor, hatta şeker üreticisi olmayan ve gıda sanayileri bizim kadar gelişmemiş Suriye vb yakın ülkelerde NBŞ fabrikaları kurulduğu da bir gerçek olarak ortada duruyor.
Kota artırımı ile % 35 kapasite çalışabiliyoruz
Ülkemizde kota kapsamında faaliyet gösteren 5 üretici firmanın 6 fabrikasının 934 bin ton kurulu kapasiteleri bulunmaktadır. Fabrikalar % 10 kota ile çalıştıklarında kapasite kullanma oranları %28,6, eğer Bakanlar Kurulu Kararına göre %25 kota artırımı ile çalıştıklarında ise kapasite kullanma oranları maksimum %35,8 olmaktadır. NBŞ fabrikaları bu kota artışı ile çalıştıklarında ancak idamelerini sağlayabilmektedirler. Gelişmeleri ve maliyetlerini aşağıya çekmek için teknolojik yatırım yapamayacaklardır. Yatırım yapamayınca da rekabet edilebilirliklerini kaybedeceklerdir. Hiçbir ticari işletme rekabet edebilirliğini kaybettiği ve zararına iş yapamayacağı için kapanma durumuyla karşı karşıya kalacaklar ve kapanacaklardır.
%100 yerli mısır
NBŞ üreticilerinin temel hammaddesi olan mısır % 100 yurt içi üretimle karşılanmaktadır. Mısır artık Türk çiftçisi için olmazsa olmaz bir tarım ürünüdür ve sadece NBŞ sanayi 650 bin ton mısır kullanmaktadır. Bugün TMOnun stoklarındaki 700 bin ton mısıra Pazar arandığı düşünüldüğünde sektörümüzün öneminin daha iyi anlaşılacağına inanıyorum. Bizler NBŞ üreticileri olarak %100 yerli mısır kullanmaktayız. Bakanlık buna rağmen Şeker Kanunu Hammadde Tebliğinde yaptığı değişiklikle %100 yerli mısır kullanımını zorunlu hale getirmiştir.
MEDER ( Meşrubatçılar Derneği) Başkanı Haldun Erkli
Ancak %50 artırım talebi karşılayabilir
En önemli hammaddelerimizden biri mısır nişastasında elde edilenfruktozdur. Meşrubat sanayinin ileri ülkeler seviyesinde üretim yapması ancak, mısır nişastasından üretilen fruktoz sayesinde sağlanabilmiştir. Ancak üretimi kota uygulamalarına ve denetimine tabi olan Nişasta ve Glikoz Sanayi, meşrubat sanayimizin taleplerine cevap vermekten çok uzak bir noktada kalmaktadır.
Bugün Meşrubat sanayinin kapasitesi TOBB sanayi veri tabanı göre Ocak/2009 tarihinde 2.835.251.973 litreye ulaşmıştır. Pazarlama da çalışanlarla birlikte çalışan sayısı ise 100.000 leri geçmektedir.
NBŞnin 2008-09 pazarlama yılında Şeker Kurulunca 266.700 ton olarak belirlenen üretim kotasının sektörün ihtiyacı oranında %50 oranında artırılması beklenirken, Bakanlar Kurulunca %25 oranında artırıldı. Böylece üretim 333.375 ton olarak belirlendi. Bu da sektörün taleplerini karşılamaktan çok uzak bir rakamdır.
Sonuç olarak; sektörümüze maliyet avantajı ve kalitemizin en üst seviyede olmasını sağlayan nişasta bazlı şeker kotasının biran önce, başta meşrubat sektörü olmak üzere tüm gıda sanayinin ihtiyacı dikkate alınarak NBŞ kotası artışının %25 yerine %50 oranında artırılmasını gerekmektedir.
SUTHER (Susam, Tahin Helva ve Reçel Üreticileri Derneği) Başkanı Necati Göksu
Geleneksel Türk tatlıları rekabet avantajını kaybedecek
Genel olarak KOBİ niteliğinde işletmelerden oluşan sektörümüz; geleneksel Türk Mutfağının vazgeçilmez tadlarından olan Helvayı küresel rekabetin tüm acımasızlığına rağmen hem ülkemizde hem de dünya mutfaklarında yaşatmaya çalışıyor.
Tarıma dayalı üretim desenimiz içinde çok önemli bir yeri olan mısırdan elde edilen, en önemli hammaddelerimizden biri de glikoz ve früktoz dur. Nişasta bazlı şeker sanayinin en önemli çıktısı olan glikoz ve früktoz helva, reçel, marmelat ve benzeri sanayinde hammadde kullanmaktadır. Bu temel 2 hammadde ürünlerimizin raf ömründen ürün kalitesine kadar ileri düzeyde teknik katkı sağlamaktadır. Gıda ve içecek sanayi için nişasta bazlı şekerler kullanmak, teknolojik bir zorunluluktur. Şekerleme, helva, reçel ve marmelat gibi gıda sektörlerinde pancar şekeri ve nişasta bazlı şekerler, birbirlerini tamamlayıcı ürünler olarak bir arada kullanılmaktadır. Bugün glikoz sayesinde geleneksel Türk tatlıları rekabet avantajına kavuşmuş ve dünyanın dört bir yanına ihraç edilebilir hale gelmiştir. Ancak bu kararla dünya piyasalarında elde etmeye başladığımız rekabet avantajını kaybedeceğiz. Tekrar gözden geçirilmesinde fayda görüyoruz.
NBŞde 6 yıllık üretim, tüketim, ithalat ve ihracat verileri:
Şeker Kurulu verilerine göre, 2003-2004 yılı pazarlama döneminde 394 bin ton olan NŞB üretimi, ilerleyen pazarlama dönemlerinde 366 bin ton, 433 bin ton, 415 bin ton, 440 bin ton ve 2007/2008 pazarlama yılı itibariyle de 411 bin ton olarak gerçekleşti.
Bu üretimin, sırasıyla, 351 bin ton, 347 bin ton, 360 bin ton, 350 bin ton, 350 bin ton ve 316 bin tonu yurt içinde pazarlandı. Verilere göre, 2004 yılında 35 bin ton olan NŞB ithalatı, 2005te 38,5 bin ton, 2006da 30,6 bin ton, 2007de 11,6 bin ton, 2008de de 21,6 bin ton olarak görülüyor.
Aynı dönemde, Türkiyeden, 2004te 42,7 bin ton olmak üzere, 2005te 45,9 bin ton, 2006da 48,7 bin ton, 2007de 51,6 bin ton, 2008de 56,9 bin ton NŞB ihracatı yapıldı.
Gıda sanayinde NBŞnin önemi
Türkiyede mısır nişastası ve nişastadan üretilen fruktoz ve glikoz gibi şekerler, gıda sanayinin çok önemli iki sanayi hammaddesi. Pancar şekeri ile karşılaştırıldığında NBŞler, yüksek kaliteli ürünler olarak öne çıkıyor. Şekerlemeler, şekerli maddeler, unlu mamuller, baklava, helva, dondurma, reçel, alkollü ve alkolsüz içecekler, sakız gibi gıda maddeleri NBŞler ile üretiliyor. Dolayısıyla NBŞler, şekerleme sektörünün hem düşük maliyetli hammadde temini, hem de üretimde kalite ve standardın tutturulması için gerekli.
Şekerlemelerin cinsine bağlı olarak istenen kalite özellikleri; ürünün çok sert olmaması, doku ve çözünürlüğünün damak tadına uygun olması, uygun şekilde tatlılığıdır. Şekerlemelerde glikoz şurupları kullanımının temel amaçları; viskozite sağlamak, lezzeti geliştirmek, doku ve nem tutucu özellik kazandırmak, tatlılık vermek ve renk kaybına direnci arttırmak olarak sıralanıyor. NBŞler, şekerlemelerde tat sağlamalarının yanı sıra ürün dokusunu da etkiliyor. Şekerlemelerde, ortamdan nem absorblayan ürünün yüzeyi yapışkan hale geliyor, doku bozuluyor. Glikoz şurupları ile ürün yüzeyinde oluşan yapışkanlık önlenebiliyor. Şekerlemelerde mikroorganizma gelişimini önleyecek su aktivitesi değeri yüzde 75'lik sakaroz konsantrasyonunda mümkün. Ancak sakaroz, 20 °C'de yüzde 67.1 konsantrasyonda doygunluğa ulaşıp, kristalleniyor. Glikoz şurubu kullanıldığında ise kristalleşmenin önüne geçilebiliyor. Bu da gösteriyor ki, gıda sanayi için NBŞ kullanmak, teknolojik bir zorunluluk.
Buna karşılık NBŞler her alanda pancar şekerinin yerine geçemiyor. Pancar şekeri, özellikle perakende gibi bazı pazarlar tarafından her zaman tercih ediliyor. Şekerleme, bisküvi, çikolata, sakız, meyve suyu vb. gibi gıda sektörlerinde ise pancar şekeri ve NBŞ, birbirlerini tamamlayıcı ürünler olarak birarada kullanılıyor. Ekonomik değerlendirmede, NBŞlerin, pancar şekeri üzerinde bir avantaja sahip olduğu rakamlarla da ortaya çıkıyor. Şeker pancarından üretilen bir ton şeker, teşvikler nedeniyle ülke ekonomisine yaklaşık 250 ABD doları mali yük getirirken, bir ton nişasta bazlı şeker yaklaşık 50 ABD doları vergilendirilebilir bir gelir sağlıyor. Kaldı ki, dünyada sakaroz şekeri üretimine bakıldığında, pancar ile kamıştan şeker üretimi arasında da önemli maliyet farkı ortaya çıkıyor. Dünyada sakaroz şekerinin yüzde 75i şeker kamışından üretiliyor. Çünkü yüzde 45 şeker ihtiva eden şeker kamışından yılda 4 sefer ürün alınabiliyor. Halbuki yüzde 15 oranında şeker ihtiva eden pancar, aynı araziye ancak 4 yılda bir ekilebiliyor. Bu durum, şeker pancarının sakaroz şekeri üretiminde dahi, şeker kamışı karşısında rekabet etmesinin imkansız olduğunu gösteriyor. Dünya şeker fiyatları da, bunu doğruluyor. Önümüzdeki dönemde DTÖ kararları doğrultusunda ülkelerin şeker ticaretini liberalleştirilmesi neticesi pancar şekeri, kamış şekeri ile rekabet edemez duruma gelecektir.


