TGDF

Güncel haberleri bu başlık altından takip edebilirsiniz.

TGDF

Mesajgönderen GMNet » 31/5/2009, 11:06

TGDF'den "AB Çevre Politikaları ve Türk Gıda ve İçecek Sanayi Konferansı"

TGDF Başkanı Şemsi Kopuz:

“Sürdürülebilir Çevre, ortak sorumluluğumuz”

TGDF tarafından hazırlanan Sürdürülebilir Çevre Raporu’nun kamuoyuyla paylaşıldığı “AB Çevre Politikaları ve Türk Gıda ve İçecek Sanayi Konferansı”, 26 Mayıs 2009 tarihinde Grand Rixos Ankara Oteli’nde gerçekleştirildi. Konferansa Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşarı Hasan Z. Sarıkaya ve CIAA Proje Koordinatörü Giorgio Bosetti’nin yanı sıra bürokrasiden, sektörden ve sivil toplum kuruluşlarından çok sayıda temsilci katıldı.

Açış konuşmasını yapan TGDF Başkanı Şemsi Kopuz; “Türk Gıda ve İçecek Sanayi olarak hazırladığımız Çevre Raporunun ve düzenlediğimiz konferansın; AB ile yapılacak müzakerelere, ortak amacımız olan gıda ve içecek üretimi ve tüketiminin sürdürülebilirliğinin sağlanması doğrultusunda yürütülecek tüm çalışmalara katkı sağlayacağını umuyoruz” dedi.

Çevresel etkileri bakımından, “Tarladan Sofraya” Gıda zincirinin; Çiftçi, sanayici, tedarikçi, taşıyıcı, perakendeci, tüketici, atık yöneticisi gibi farklı aşamalarda yer alan paydaşlardan oluştuğunu belirten Kopuz; “Çiftçisinden tüketicisine tüm paydaşlar gıda zincirini etkileyen kararları kendi başlarına alıyorlar. Gıda ve içecek şirketlerinin zincirin bu aşamalarında diğer paydaşlar üzerine çok fazla bir etkisi olmuyor. Ancak bu paydaşların aldığı kararlar, gıda zincirinin performansını da doğrudan etkiliyor” dedi. Gıda zincirinin karmaşık yapısına dikkat çeken Kopuz; “Sürdürülebilir yaşam ve sürdürülebilir çevre, ortak sorumluluğumuzdur” sözleriyle çevre konusunda herkesin ortak sorumluluklar üstlenmesi gerektiğine işaret etti. Bu nedenle çevresel sürdürülebilirlik konusunda tek bir çözümün yeterli olmadığını, gıda zincirinde yer alan her paydaşın hem bireysel hem de bir takım oyuncusu olarak üzerine düşen çok önemli görev ve sorumluluklarının olduğunu belirtti. TGDF’nin Gıda için sürdürülebilir Üretim ve Tüketim’in önemini vurguladığını belirten Kopuz; Federasyon olarak ilk defa bu konferansta kamuoyuna duyurdukları "Çevre Raporu” ile gıda zincirinin içindeki ve dışındaki tüm paydaşları ortak bir müzakereye ve yoğun bir iş birliğine katılmaya davet etmeyi amaçladıklarını belirtti.

Çevreye etkileri konusunda farkındalık yaratmayı amaçlıyor

TGDF tarafından uzun bir hazırlık döneminin ardından kamuoyu ile paylaşılan Sürdürülebilir Çevre Raporu; Türk gıda ve içecek sanayinin yaşam döngüsünü etkileyen temel çevresel konular, aşılması gereken sorunlar, gelecek stratejileri, sanayinin sorumlulukları, bu konularda yürütülen çalışmalar ve başarılı uygulama örneklerini ele alıyor. Raporda; “Bu raporla gıda ve içecek sektörünün tüm paydaşlarının çevreye etkileri konusunda farkındalık yaratmak amaçlanmıştır” deniyor.

Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Kyoto Protokolü ile ilgili çalışmalarına da değinen TGDF Başkanı; Türk Gıda ve İçecek Sanayicileri olarak, Kyoto Protokolü'ne taraf olunmasının uzun vadede ülkemiz ve sanayimiz açısından çok yararlı olacağı görüşünde olduklarını da ifade etti. İklim değişikliği ile mücadelenin küresel bir sorun olduğu temel görüşünden hareketle, Türkiye’nin de bu konuda üzerine düşen görevleri yerine getirmesi ve ilerde özellikle de dış ticaret alanında meydana gelebilecek düzenlemelere karşı hazırlıklı olması gerektiği görüşünde olduklarını belirtti.

“Bu yönde alınacak tedbirler, aynı zamanda gerek enerjide dışa bağımlılığımızın azaltılmasını, gerekse enerji verimliliğinin en üst düzeye çıkarılarak ekonomik kaynaklarımızın ülke içinde kalmasını da sağlayacaktır” diyen Kopuz; Kyoto Protokolü’ne imza konulması çalışmalarını koordine eden tüm Bakanlık çalışanlarına teşekkür etti.

“İşte bugün düzenlemiş olduğumuz konferansımız ve çevre raporumuz; Protokolün imzasıyla birlikte, bu yönde politika, mevzuat, kurumsal yapılanma ve tedbirler çerçevesinde önemli hamleler gerçekleştiren Çevre ve Orman Bakanlığı’nın çalışmalarına Türk Gıda ve İçecek Sektörü olarak bir nebze olsun katkı sağlamayı amaçlamaktadır” dedi.

Gıda güvenliği ve Ambalaj

TGDF’nin “tüketiciye hizmet” ilkesi ile yürüttüğü faaliyetlerinin en önemli stratejik önceliğini “Gıda Güvenliği” konusu oluşturuyor. Gıda güvenliğinin sağlanmasının en temel önkoşulu ise temiz bir çevre.Başkan Kopuz; Gıda güvenliği temelinde halk sağlığı açısından en önemli argümanlarının ambalaj olduğunun altını çizdiği konuşmasına şöyle devam etti:

“Şu iyi bilinmelidir ki; Gıda ve içecek sanayimiz için gıda güvenliğinin sağlanabilmesinin ve tüketiciye güvenli gıda ulaştırabilmenin en temel koşulu “ambalaj” dan geçmektedir. Ambalajlı gıda, Halk sağlığı açısından da en önemli argümanların başında gelmektedir.

Ancak, AB Müktesebatına Uyum çalışmaları kapsamında yenilenen ve 2007 yılında yayınlanarak yürürlüğe giren “Ambalaj Atıkları Kontrol Yönetmeliği", hemen tüm sektörlerde bir takım sıkıntılara sebep olduğu gibi, Yönetmeliğin uygulanması için gerekli hukuki altyapının bulunmaması nedeniyle gıda sanayinde de bir takım sıkıntılara sebep olmaktadır. Bunun için ne yazık ki sektörümüzün yaptığı girişimlerden bugüne kadar bir netice alınamamıştır.

Avrupa Birliği’ne uyum için hazırlandığı söylenen bu yönetmeliğin, AB ile uyumlu olmadığı görülmektedir.

Bilindiği gibi daha önce yürürlükte olan yönetmeliğe göre, ambalaj atıkları ile ilgili yükler paylaşılırken yeni yönetmelikle ambalaj atığı ile ilgili tüm yükler ambalajı piyasaya sürenlere yani biz gıda ve içecek sanayicilerine yüklenmiştir. Bununla da yetinilmemiş, Bakanlığın belirlediği lisanslı kuruluşlara Bedelsiz olarak vermemiz istenmiştir. Çevre Kanunu ve ilgili AB mevzuatında da belirtildiği gibi atık; “herhangi bir faaliyet sonucu oluşan, çevreye atılan veya bırakılan her türlü madde” olarak tanımlanmaktadır.

Ancak; Sahibi tarafından atılmak veya bırakılmak istenmeyen kullanılmış ambalajların Belediyelerin anlaşmalı olduğu lisanslı firmalara bedelsiz olarak verilmeye zorlanmasının Anayasa ve Medeni Kanun hükümlerindeki mülkiyet hakları ile aykırılığı nedenlerinden dolayı hukuksal anlamda da ciddi bir yanlışlık söz konusudur.Ayrıca ambalaj atıklarının biriktirilmesi, toplanması, ayrıştırılması ve geri dönüştürülmesi faaliyetlerinin çevre ile uyumlu şekilde gerçekleştirilmesine yönelik olarak yapılacak çalışmaların kimler tarafından nasıl, ne şekilde ve ne zaman yapılacağını gösteren “ambalaj atıkları yönetim planı”nın belediyeler, lisans/geçici çalışma izni almış işletmeler, ekonomik işletmeler ve/veya yetkilendirilmiş kuruluşlar tarafından birlikte hazırlanarak Bakanlığa sunulması istenilmektedir.

Belediyelerin ambalaj atığı yönetim planı hazırlama konusundaki kapasite yetersizliği lisanslı firmaların bu planları hazırlamasına neden olmaktadır.

Biz gıda ve içecek sanayicileri olarak, yukarıda saydığım sebepler göz önünde bulundurulmak suretiyle Yönetmeliğin yeniden gözden geçirilmesinde ve değerlendirilmesinde fayda görüyoruz.”.

“Hammaddesi “Doğa” olan gıda ve içecek sektörü için çevre çok daha önemlidir”

Konferansın ilk oturumunda TGDF Sürdürülebilir Çevre Raporu’nun sunumu yapıldı. Sunum, Yaşar Holding Dış İlişkiler ve Projeler Koordinatörü Dilek Emil tarafından gerçekleştirildi. Emil sunumunda, hammaddesi doğrudan toprağa ve hayvan varlığına dayanan, kısacası hammaddesi doğanın kendisi olan gıda ve içecek sektörü için çevrenin çok daha önemli olduğunu, bu nedenle, “ Sürdürülebilir Çevre Raporu”nun tüm paydaşlara yol gösterici olacağına inandıklarını belirtti. Raporun, Sürdürülebilir çevre için gıda ve içecek zincirinde yer alan her halkanın ortak sorumluluğuna işaret ettiğini, ortak sorumluluk anlayışı ile sorunların çözümlenebileceğine dikkat çektiğini söyleyen Emil; “Çevreye yönelik mevzuat hazırlanmasında sanayinin iş ortağı olarak algılanması ve mevzuat uygulamalarında yaşanan sıkıntıların sanayi ile birlikte çözülmesi gerekmektedir” dedi.

Dilek Emil; sunumunda raporla ilgili şu ayrıntılara yer verdi:

• Gıda ve içecek sanayinin faaliyetleri sonucunda ana ürünlerin üretilmesinin yanı sıra, ekonominin çeşitli alanlarında kullanılan birçok diğer ürün de üretilmektedir. Bunlara örnek vermek gerekirse, gübreden hayvan yemine, kozmetik ürünlerden ilaçlara, biyo-plastikten biyo-yakıta kadar geniş bir yelpazeden bahsediyoruz.

• Ancak AB’de olduğu gibi ülkemizde de atık ile atık olarak sınıflandırılamayacak yan ürün kavramlarındaki karmaşa, yan ürünlerin etkin kullanımı önündeki en büyük engel. Üretim faaliyeti sonucunda ana ürünün yanında ortaya çıkan, doğrudan kullanıma uygun, pazarlanabilir karakteristik özellikleri olan ürünler atık değil yan üründür.

• Ambalaj, ürünün kalitesi ve güvenliği için elzemdir. Burada önemli olan geri dönüştürülebilir ambalaj malzemelerinin kullanımıdır. Ambalaj atıkları ülkemizde katı atıkların ağırlıkça %12’sini oluşturmaktadır.

• 1991 yılında sanayinin kendi insiyatifi ile kurulan ÇEVKO vakfına788 işletme ambalaj atığı konusunda yükümlülük devrinde bulunmuş olup, bu işletmelerin önemli bir bölümünü gıda ve içecek işletmeleri oluşturmaktadır. ÇEVKO tarafından üstlenilen geri kazanım yükümlülüğü 2008 yılı için, 368 bin ton ambalaj atığı olup, bu miktarın üzerine çıkılmış ve 414 bin ton ambalaj atığı geri kazanılmıştır.

• Tüketiciler, kullandıkları taşıma araçları, gıda ve içecek ürünlerini saklama ve hazırlama yöntemleri, ürettikleri atık ve bunlardan kurtulma yöntemleri ile çevreyi etkiledikleri gibi, satın alma tercihleri ile de çevreyi etkilerler.

• Satış noktalarının Çevre ve Orman Bakanlığı’nın kayıt sistemine girmemiş şirketlerin ürünlerini raflarına koymamaları konusundaki sorumluluklarının yanı sıra, plastik poşet kullanımını azaltma sorumlulukları da bulunmaktadır.

Raporda ayrıca, Gıda ve İçecek sanayi Olarak Beklentilere de yer veriliyor:

Bu beklentilerin başında, Raporda yer alan iyi uygulama örneklerinin yol gösterici olması geliyor.Sürdürülebilir çevre için gıda ve içecek zincirinde yer alan her halkanın ortak sorumluluğuna işaret ediliyor, ortak sorumluluk anlayışı ile sorunların çözümlenebileceğine dikkat çekiliyor.

Çevreye yönelik mevzuat hazırlanmasında sanayinin iş ortağı olarak algılanması ve mevzuat uygulamalarında yaşanan sıkıntıların sanayi ile birlikte çözülmesi isteniyor. Örneğin Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’nin uygulanmasında ciddi sıkıntılar mevcut. Atık tanımı üzerindeki kavram karmaşası, ambalaj atıklarına bedelsiz olarak el konulması gıda ve içecek sanayinin en büyük sıkıntılarından biri olarak duruyor. Yönetmeliğe göre ‘piyasaya süren’ olarak adlandırılan gıda ve içecek sanayi hemen hemen sistemin yükünün tamamını üstleniyor. Halbuki TGDF raporu, sürdürülebilir bir çevre için, gıda zincirinde yer alan her halkanın sorumlu olduğuna dikkat çekiyor.

20 Mayıs 2009 tarihinde Çevre ve Orman Bakanlığı’nın insiyatifi ile toplanan ve alt komite çalışmaları ile faaliyetlerini sürdürecek olan Ambalaj Komisyonu’nda; Alt komite sayısının çokluğu dahi, uygulamada yaşanan sorunların anlamlı bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Sanayinin uygulama sorunlarını gideren bir yönetmeliğe kavuşmayı arzu ettiğine yer veriliyor.


GMNet
Supervisor
Supervisor
 
Mesajlar: 944
Kayıt: 3/1/2009, 16:21
Konum: Lüleburgaz

Dön Haberler

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron