Bu yıl ana temanın "Kriz zamanlarında Gıda Güvencesinin sağlanması" olarak seçildiği 16 Ekim Dünya Gıda Günü'nde sektör, açlık sorununa içten ve gerçekçi kararlar alınarak çözüm üretilmesini bekliyor.
1.04 milyar insan gıda güvencesinden yoksun. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) kuruluş yıldönümü nedeniyle tüm dünyada 16 Ekim , Dünya Gıda Günü olarak biliniyor. Her yıl farklı bir temanın FAO tarafından masaya yatırıldığı Dünya Gıda Günü'nün bu yıl ki teması "Kriz zamanlarında gıda güvencesinin sağlanması" . Bu başlık altında konuşulan konuların başında gıda güvencesi diğer bir deyimiyle açlık ve gıda güvenliği geliyor.
Bugünün rakamlarıyla dünyada 1.04 milyar insan açlıkla mücadele ediyor. 1996 yılında düzenlenen "Dünya Gıda Zirvesi"nde bu rakam 840 milyon kişiydi ve hedef 2015 yılına kadar açlıkla yüz yüze yaşayan nüfusun yarıya indirilmesiydi. Ne var ki o günden bu yana hedef gerçekleşememekle birlikte ciddi bir artış yaşandı. Sebepleri içinde küresel ısınma nedeniyle yaşanan hammadde sıkıntısı, küresel ekonomik kriz başı çekse de, gerçek olan bir şey var ki böyle giderse 2050 yılına kadar aç insan sayısı 370 milyon daha artacak. TGDF Başkanı Şemsi Kopuz'a göre; kriz öncesi dünya gıda ithalatı 1 trilyon 15 milyar dolar civarındayken 2009 yılı sonunda bu rakam 790 milyar dolara kadar gerileyecek. Küresel ekonomik krizi takiben gıda krizinin sonuçlarının dünya gıda güvencesini ciddi boyutlarda etkilediğini söylemek mümkün. Bu durumda küresel ekonomik krizin dünyada açlık çeken insan sayısına 105 milyon daha ilavesi olacak. Sektörün şu an gözü Kasım ayında Roma'da gerçekleştirilecek olan yeni Dünya Gıda Zirvesi'nde. Sektör, bu zirvede alınacak olan kararların dünyadaki açlık sorununa gerçekçi çözüm olacağı beklentisi içinde.
Türk gıda sanayinin en büyük sivil toplum Kuruluşu olan Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu Başkanı Şemsi Kopuz, Tarım Politikalarında en çok da gerçekçi iyileştirilmelerin yapılması gerektiği üzerinde durdu. Kopuz :"Çok sayıda küçük ve orta ölçekli işletmelerden oluşan sanayimizin en önemli sorunu uygun fiyatlı, kaliteli ve yeterli hammadde teminidir. Gıda sanayi, hammadde ihtiyacını yüksek oranda tarım sektöründen karşılamakta. Ayrıca yaşanılan kuraklık dolayısıyla hammadde sıkıntısı bazı sektörler için hayati hale gelmektedir. Sektörümüz için dünya fiyatlarında sürekli ve kaliteli tarımsal ürün yetiştirme, tarımsal teşviklerde ana kıstas olmalıdır. Bunun için tarım işletmelerinin büyütülmesi ve tarım sanayi entegrasyonunun da sağlanması gerekmektedir."
Gıda Güvenliği hakkında sektörün çok hassas olması gerektiğinin altını çizen Şemsi Kopuz; gerek tüketicinin güvenli ve gereği gibi beslenmesinin sağlanması, gerek gelişmiş ülkelere yönelik ihracatımızın artması amacıyla Kritik Kontrol Noktaları Tehlike Analizi (HACCP), Gıda İşletmeleri İyi Üretim Uygulamaları (GMP), İyi Hijyen Uygulamaları (GHP) esaslarının uygulanmasının gereklilik haline geldiğini de sözlerine ekledi. Hammaddenin üretim yöntemlerinin, sektörde üretim yapan tesislerin teknik ve hijyenik koşullarının iyileştirilmesi ve çevreye saygılı üretim koşullarının oluşturulması, gıda üretimi kadar gıda sanayine verilen hizmetlerin de artırılması ve iyileştirilmesini beraberinde getiriyor. Hayvan ve bitki sağlığı konusunda gösterilecek ilerlemeler bu ürünleri doğrudan hammadde olarak kullanan gıda sanayine de olumlu yansıyor.
Gıda sanayi için diğer önemli bir konu kayıtdışı üretim. Halk sağlığını ciddi boyutlarda tehdit etmekle kalmıyor aynı zamanda ciddi ekonomik kayıplara da neden oluyor. Kayıt dışı ile yaratılan haksız rekabet, sektörün büyümesini de sekteye uğratıyor. TGDF Başkanı Şemsi Kopuz'a göre kayıtdışının engellenmesi tarladan sofraya her alanda etkin denetim ve kamuoyunun gıda güvenliği konusunda bilinçlendirilmesiyle mümkün. Ayrıca kayıtdışıyı engelleyecek bir diğer faktör de gıda işletmeleri izinlerinin kolaylaştırılması ve denetimlerin daha sıkılaştırılması.


