PR (Halkla İlişkiler) Türkiye'de ne hizmet alan kurumlar ne de hizmet veren ajanslar tarafından hâlâ anlaşılamamış bir disiplin.
Halkla ilişkiler ne yapmalı?
- Sosyal paydaş tanımlama ve yönetimi
- Krizde iletişim yönetimi
- İletişim mesaj yönetimi
- Stratejik iletişim planlama
- Planlanan mecralarda medya görünümü
- Basın ile ilişkiler
- Erişim ağı oluşturma
- Analitik ölçümleme
- Mecralarda haber takibi ve raporlama
- Rakip mesajlama takibi
- Algı takibi
- Farklı alanlar için metin oluşturma
- Reklam, etkinlik gibi diğer pazarlama iletişimi kanallarında kullanılacak mesaj bütünlüğünü oluşturma ve denetleme
- Publicity - yayımlama ve yayınlanma
Çoğu zaman kurum yönetimleri basında yer alma şekliyle kendi PR departmanlarını ve kullandıkları ajansları değerlendirmek gibi bir yanlış yapmaktalar. Kurumlar iletişim yönetimlerini sosyal paydaş bazında kategorize edip proaktif davranmadıkları için çoğu zaman alıngan ve haksız ithamlarda bulanabiliyorlar.
Ajanslar ise kalifiye elemanlardan oluşan bir yapıdan kaçıp yeni mezunlar ya da eskiden gazetecilik yapan bir kaç kişi ile bu işi yapmaya çalıştıkları için müşterilerini yönlendirmek yerine onlardan gelen talepleri karşılayarak ayakta kalmaya çalışıyorlar.
Tabii arada bu düzensizlik ve az bilgiden kaynaklanan suiistimale açık olaylar olabilmekte. Gazetede şirketle ilgili olumsuz haber çıkartıp sonra biz hallederiz diyerek ortaya çıkarak çözenlerden başlayarak bazı paydaşları avucunun içine aldığını iddia edenler, ajans sahibi olup köşe yazıları ile yönetici ve kurum ismi verip yıpratanlar derken bir de bakıyorsunuz bazı kurumların CEO'ları bu işi kendileri ele almış.
Aslında doğrusu kurumun başının mutlaka sosyal paydaş ilişkisini bilfiil yönetmesi. Bu disiplin için yeterli altyapıda eleman çalıştırıp eğitmesi. Eğer bir PR ajansı kullanılacaksa da yeterli bir altyapının talep edilmesi mutlak yapılması gerekenlerin başında gelmekte.
PR konusunda hizmet veren kurumların ölçülebilinir sonuçlar ile değerlendirilmeleri gerekmekte. Mesaj sıklığı, netliği, tonlama, mecra seçimi gibi konuların yanısıra geniş, sağlıklı ve etik değerler üzerine kurulu bir ilişki ağıda sunabilmeliler. Ayrıca bir kaç dilde üstün hakimiyet sergilemeliler.
Hizmet alan kurumların ne talep edeceklerini bilmeleri, senelik iletişim planlaması, rakip kurum iletişim ölçümleme ve tüm kuruma erişebilme gibi becerilerinin yanı sıra üst yönetimin bilgisi dahilinde bağımsız olarak hareket edebilmeleri gerekmekte.
Çoğu zaman pazarlama departmanlarının içine gömülen bu çok hayati disiplinin, hizmet alan ve verenlerdeki bilinç düzeyi arttıkça hak ettiği öneme kavuşacağı kanısındayım.
Semih YALMAN


