Son yıllarda Şeker Pancarı üzerine oynanan oyunlar aslında ülke tarımına, sanayine, hayvancılığa, gıda güvenliğine ve onbinlerce çiftçi ile birlikte yüzbinlerce istihdama yönelik çirkin bir saldırıdır.
Şeker pancarı sanayi, Cumhuriyetimizin ilk tesis ettiği ve modern tarımı ülke genelinde yaygınlaştırmak için büyük önem verdiği bir sektördür. Bugün ulaştığı nokta itibariyle de ülkemizin şeker ihtiyacını karşılayabilecek yeterlilik ve yetkinliğe sahiptir. Ülkemizin %90’ından tarımsal hammadde temin eden sektör, doğası gereği yan sektörleri ve özellikle de hayvancılığı desteklemektedir. Sektör ayrıca, alternatif ürünlerin kullanıldığı üretim alanlarında kullanılmak üzere bir çok inovatif ürünler de geliştirmiştir.
Ülkemizde şeker pazarının tek ürünü pancar şekeri değildir. Kanun ile tanımlanmış başka ürünler de mevcuttur. Bu ürünlerin pazara girişi yenidir ve bir tarımsal üretim planlamasının sonucu gelişmiş bir sektör değillerdir. Bu fiili durum bir düzenlemeyi zorunlu kılmış ve Şeker Kanunu çıkarılmıştır. Bu kanun, ülkemizin şeker ihtiyacının hangi kaynaktan ne kadar karşılanacağını belirlerken piyasaya da bir düzeni hakim kılmak amacıyla çıkarılmıştır. Bu düzenlemede yer alan ürünlerden birinin kotasının arttırılmasının bir diğer ürünün aleyhine olacağı bilinen bir gerçektir. Yani pancar şekerine alternatif bir ürünün kotasının artırılması tarım sektörünü ve pancar sanayinin desteklediği yan sektörleri olumsuz etkilemesi kaçınılmazdır.
Kanun’daki istisnai hükümlerin yeni fiili durumlar yaratılarak ve lobicilik faaliyetleriyle sürekli pancar şekeri aleyhine kullanılması sektörü ve şeker pancarı üreticilerini rahatsız etmektedir. Ayrıca bu durum ülke ekonomisini ve yan sektörlerini olumsuz etkilemektedir.
‘NBŞ üretiminin artırılması ülkemizi bu alanda da dışa bağımlı hale getirecektir.’
Türkiye’de kanun ile belirlenen NBŞ kotası AB ülkeleri ortalamasına göre 5 kat fazladır. Buna rağmen her yıl serzenişlerin etkisiyle bu kota yarı yarıya artmaktadır. Kamu şeker fabrikaları zarar etme pahasına kapasitelerinin yaklaşık %50’si ile çalışırken, şeker fabrikaları her pazarlama yılı sonunda elindeki ürünü satamazken, yerli şeker pancarı üretimi yerine mısır ithal ederken, bugün büyük sorun yaşadığımız hayvancılığa büyük destek verdiği aşikar olan şeker pancarı sanayinin önünü keserken artırılan NBŞ kotalarının bedeli ülkemize çok ağır olacaktır.
Şeker Kanunu’nun 3 üncü maddesi gereği NBŞ’ler için belirlenecek toplam A kotası, ülke toplam A kotasının %10’unu geçemez. Bakanlar Kurulu bu oranı, Şeker Kurumu’nun görüşünü alarak %50 artırma yada eksiltmeye yetkilidir. Ancak bu uygulama karşı lobicilik faaliyetleri sonucu maalesef hep tek taraflı kullanılarak NBŞ kotalarını artırmış ve ülkemiz şeker pancarı sanayi zarara uğratılmıştır. Bu gerekçelerin yanında bir çelişkiye de dikkat çekmemiz gerekiyor. Şeker Kanunu iç tüketimin iç üretimle karşılanması amacıyla çıkarıldı. Çelişki de tam bu noktada ortaya çıkıyor. 2007/08 pazarlama yılı sonunda ülkemizin şeker stoğu 119.000 ton iken NBŞ kotası %35 oranında arttırıldı. 2008/09 pazarlama yılı sonunda şeker stoğu 230 bin ton iken NBŞ kotası %25 arttırıldı. 2009/10 pazarlama yılında ise ülkemizin ürettiği pancar şekerinin 1 milyon tonundan fazlası henüz depolarda dururken ve pazarlama yılı sonunu 600-700.000 ton stokla kapatacağı tahmin edilirken NBŞ kotası % 50 oranında arttırıldı. Bu karar her şey bir yana sadece bu açıdan bile anlaşılır bir karar değildir.
Görüldüğü üzere kanunun belirlediği %10’un üzerindeki artış durumu istisnai durumdan çıkıp sanki kendi başına yeni bir kanun oluşturmuştur. ‘Avrupa’da % 2 olan NBŞ kotası ülkemizde % 15’
AB ülkeleri NBŞ kotası ortalaması % 2-3’tür. Mesela AB ülkelerinden Fransa ve İngiltere’de NBŞ kotası %sıfır, Almanya’da ise %1,92’dir. Türkiye’de ise kanun ile belirlenen bu oran %10’dur ve birkaç istisnai yıl hariç fiili kota kayıt dışılar hariç uygulamada %15’tir. AB 15 ülkeleri Türkiye’ye göre 7,5 kat daha az NBŞ üretimine izin vermektedir. Buna rağmen gıda sanayileri çökmemiş, sanayi tesisleri kapanmamıştır.
Gıda sanayinin hayat kaynağı NBŞ (Nişasta Bazlı Şekerler) değildir ve ülkemizde yapılan bu propagandanın dünya gerçekleriyle uzaktan yakından ilgisi yoktur.
‘Kotası artırılan NBŞ mısırdan üretilmektedir ve Türkiye mısır ithal eden bir ülkedir.’
NBŞ üretimi ülkemizde tarımsal üretim desenine uygun olarak ve bir tarımsal üretim planlaması sonucu şekillenmemiştir.
NBŞ kotasının artırılması ülke olarak kendi kendimize yeterli olmadığımız bir ürünün ithalatını zorunlu hale getirmek ve artırmak demektir.
NBŞ kotasının ülkemizde %50 arttırılmasının pancar şekeri üretimine etkisi 120.000 tonluk üretim daralmasıdır. Bu 210 bin dekar alanda pancar tarımı yapılamaması demektir. Yan sektörlerle birlikte milli ekonomimize maliyeti yaklaşık 300 milyon TL’dir. ‘...20.000 tarım işçisi işsiz kalmaktadır’
Bir diğer etkisi istihdama yansıyan olumsuzluktur.
Kapasite kullanımındaki düşüş neticesinde doğrudan istihdamın ve nakliye sektörünün yaşadığı daralmanın yanısıra kriz ortamında işsizlik konusunda ülkemize nefes aldıran tarımsal istihdamda da bu tercihle yaklaşık 20.000 tarım işçisi işsiz kalmaktadır. Bu tercihin bir olumsuz etkisi de en çok pancar şekeri sanayi tarafından desteklenen hayvancılığa olacaktır. Hayvancılığımızın son yıllarda yaşadığı sorunlar nedeniyle fiyatlar tırmanmış ve ülkemiz mecburiyetten ithal ikamesine yönelmiş iken hayvancılığa bir darbe de şeker pancarı üretimini azaltacak bu karar ile vurulmaktadır. 120 bin tonluk pancar şekeri üretimi daralmasının hayvancılığa etkisi 300.000 ton yüksek nitelikli besi hammaddesi olan küspenin ve 50.000 ton melasın kullanılamamasıdır. Bu tercih ülke hayvancılığını destekleme kararlılığında olduğunu ilan eden irade ile de çelişmektedir. Dolayısıyla NBŞ kotalarının %50 artırılmasının sadece et üretimine olumsuz yansıması yaklaşık 10.000 tondur.
Sonuç olarak pancar şekeri sanayi hem kuruluşu ile hem de tarımsal üretim ayağı ile millidir ve uzun yıllara sari bir üretim ağının taşıyıcı kolonunu oluşturmaktadır. Türk insanının emekleriyle ve ödedikleri vergilerle kurulmuş bir sanayinin yok edilmesine göz yumulmamalı, bu tür konularda üyesi olmaya çalıştığımız AB uygulamaları örnek alınmalı, ülkemiz milli menfaatlerle örtüşmeyen konularda yeni bir maceraya sürüklenmemelidir. Kanunun tanıdığı istisnai yetkiler kullanılırken tercihlerin şekillendirdiği sonuçların nelere mal olacağı iyi hesaplanmalıdır.
Ülkemiz menfaatleri adına bu bilgileri kamuoyu ile paylaşmayı milli bir görev sayıyor, ilgililerin dikkatine ve sağduyularına sunuyoruz.
Panko Birlik



