Birleşmiş Milletler Gıda Tarım Örgütü (FAO), kuruluş yıldönümü olan 16 Ekim tarihini “ Dünya Gıda Günü” olarak ilan etmiştir. 27 yıldır periyodik olarak kutlanmaktadır.
Burada amaç; Herkesin temel insanlık hakkı olan sağlıklı beslenme sorununa dikkat çekip çözüm yolları aramak, dünyadaki açlık sorunlarının önemi hakkında kamuoyunu bilgilendirmek ve herkesi yanlış beslenme ve açlığa karşı mücadeleye davet etmektir. Dünya gıda günü vesilesi ile ülkemizde bu alanda yaşanan ve önemli gördüğümüz bir kaç hususu aracılığınızla kamu oyu ile paylaşmak istiyoruz.
Mevcut mevzuat ve uygulamalar yetersiz :
AB ve diğer gelişmiş ülkelerde de gıda güvenliği tarladan-ahırdan-sofraya kadar bir bütün olarak ele alınmakta, hayvan sağlığı, hayvan refahı, yem ve bitki sağlığı ile beraber değerlendirilmekte ve her aşamasında izlenebilmektedir. Gıda da AB uyum için çıkarılan 5179 sayılı kanunun AB normlarıyla ilgisi bulunmamaktadır. Kanun çıktığı gün AB yetkililerince yetersiz ve ilgisiz görülmüştür. Daha çok işsiz bazı meslek mensuplarına iş bulmak, gıda üreten iş yerlerine üç adet ruhsat vermek gibi gıda güvenliği ile ilgisi olmayan düzenlemeler içermektedir. Çıkalı 3 sene olmasına rağmen yerine yeni bir taslak hazırlanmış Başbakanlığa sunulmuştur.
Gıda güvenliği hizmetleri ehli mesleklerce yapılmamaktadır :
Gıda ile ilgili iş ve işlemlerin multidisipliner olduğu, ham maddede başlanarak üretim, ambalajlama, depolama, taşıma, tanıtma, pazarlama ve güvenliği ile ilgili her aşamasında değişik meslek mensuplarının yer alması doğaldır. Meslek mensuplarının bu işlemlerin her aşamasındaki yetki ve etkinlikleri aldıkları eğitimlere göre değişkenlik göstereceği de doğaldır Hayvansal gıdalar risk oluşturduğu ve risk kaynağı olduğu için gıda güvenliği planlamaları, organizasyonları ve düzenlemeleri bu çerçevede yapılmaktadır. Bu da veteriner hekimlerin gıda güvenliğinde önemini ve sorumluluğunu artırmaktadır. Bu nedenlerden dolayı Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede gıda güvenliği düzenlemeleri ve uygulamaları Veteriner Hekimler eliyle yürütülmekte, gıda ve veteriner ifadeleri birlikte anılmaktadır. . Ne var ki bu konuda ülkemizde 1995’e kadar doktor ve zabıta memurları, günümüzde ise mühendisler etkili ve yetkili olmuşlardır. Gıda güvenliği hizmetini asli olarak yürüten Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve belediyelerde veteriner hekim idari yapılanması ve istihdamı yetersizdir.
Gıdayı denetleyen çok, gıda güvenliği sağlanamıyor:
Gıdayı denetlemekle yetkili kurumlar; Belediyeler( 1593, 5216,5393) İl Özel İdareleri (5302) Tarım Bakanlığı(5179, 3285, 441-KHK) Sağlık Bakanlığı(1593, 181-KHK) Sanayi Bakanlığı(4077) Maliye Bakanlığı(4250) İçişleri Bakanlığı(3572) Dış Ticaret Müsteşarlığı, Adalet Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı(2634), TSE(132) Bu durum tüketiciyi korumadığı gibi üreticiyi de mağdur etmektedir.
Yeterli ve dengeli beslenmiyoruz:
ABD de yılda bir kişi 64 kg kırmızı et tüketirken, Türkiye de 9.9kg ,ABD de yılda bir kişi 66 kg kanatlı eti tüketirken, Türkiye’de 14.1 kg, ABD’de bir kişi yılda 20 kg balık tüketirken, Türkiye’de 7 kg tüketilmektedir.
Gıda üreten her iş yerine bir yerine 5 ruhsat verilmekte, merdiven altı ve kayıt dışı üretime engel olunmamaktadır:
Gıda üreten işyerleri 5179,5393 ve 2872 sayılı kanunlara göre Çalışma İzni, Üretim izni, gıda sicili, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, gayrı sıhhi ruhsat,ve çevresel etki değerlendirme raporu almak zorundadır. AB ve diğer ülkelerde bir ruhsat yeterli olmaktadır. Diğer taraftan gıda üretiminin %50 sı kayıt dışı üretilip pazarlanmaktadır.
Gıdamız yetersiz ama israfımız çok fazla:
Her gün 82 milyon ekmek üretip bunun 77 milyonunu tüketiyoruz. 5 milyon ekmeği çöpe atıp israf ediyoruz. Diğer taraftan Et, süt ve yumurta gibi yaşamsal öneme sahip değerli gıdaları yeterli miktarlarda tüketemiyoruz. Buna karşılık, erken kesim ve yetersiz besi vb nedenlere bağlı kayıplar ile kurban ve adak kesimlerindeki israfımıza bağlı çok önemli kayıpların oluştuğu da bir gerçektir.
Prof. Dr. Şakir Doğan TUNCER
Genel Başkan
Veteriner Hekimleri Derneği


